P

p(i)toz(is): sarkma; düşme
p.c., post cibum: yemekten sonra
PA, posteroanterior: arka-ön
pacemaker: atım düzenleyici; kalp pili
paf, puff: püskürtme
pager: çağrı aygıtı
paging: çağrı
pake: paket
pakimenenjit: dura yangısı
palat: damak
palmar: el ayası, el ayası(yla) ilgili
palör: solgunluk, solukluk
palpasyon: elle yoklama
palpe etmek: elle yoklamak
palpitasyon: çarpıntı
palsi: felç
palyasyon: hafifletme, azaltma
palyatif: belirti azaltıcı
pan-: tüm-
panari(s): (parmakta) dolama
pandemi: tümsalgın
pandemik: tümsalgın(la ilgili)
panel: açık oturum; kurul;
panik: ürkü
pano: duyuru tahtası
papil(l)er: memebaşımsı; memebaşı(yla ilgili); parmaksı çıkıntılı
papilla: memebaşı; parmaksı çıkıntı
papül: kabartı
papüler: kabartılı
par(i)(y)etal: yan; çepere ait
para-: yan, yanında
paradoks: çelişki
paralel: koşut
paralitik: inmeli, felçli
paralize etmek: felç etmek
paralizi: inme, felç
paramedi(y)an: orta çizgi yanı
parametre: değişken, değiştirgen
paramnezi: bellek karışıklığı
parankim(a): özekdoku
parankimatö(z): özekdokusal
paraparezi: altyarı güçsüzlük
parapleji: altyarı inme
paravertebral: omur yanında
parazit: asalak
parazitik: asalak(larla ilgili)
parazitoloji: asalakbilim
parenteral: sindirim dizgesi dışı yoldan
parestezi: karıncalanma
parezi: hafif inme
parite: denklik, eşitlik; eşlik; doğurulan çocuk sayısı
paroksizm: azıtım, saldırı
paroniş(i)ya: (parmakta) dolama
parotis: kulakaltı bezi
parsiyel: kısımsal
part time: yarı zamanlı
partikül: tanecik, parçacık
partisyon: bölme, parçalama; bölünme
partner:
parturisyon : doğurma
partus: doğum
pasif: etkin olmayan, edilgen
pasif immünite: edilgen bağışıklık
pasif immünizasyon: edilgen bağışıklama
password: şifre, parola
patent: açık (damar)
patern: örüntü, örnek, desen
paternal: babasal; babaya ait
pathway, petvey: yol, yolak
-pati: ... bozukluğu, ... hastalığı
patient: hasta
patogenez, patojenez: hastalık oluşumu
patognom(on)ik: tanı koydurucu
patojen: hastalık etkeni; hastalığa yol açan
patojenik: hastalığa yol açan
patoloji: hastalık; hastalık bilimi
patolojik: hastalığa ait; hastalık bilimi(yle ilgili)
pause: duraklama, durdurma
peak, pik: doruk, tepe
pedi(y)atr(ist): çocuk hekimi
pedi(y)atri: çocuk hekimliği

pedi(y)atrik: çocuk hekimliği(yle ilgili); çocuk(la ilgili)
pedigri: soyağacı
pediküloz(is): bitlenme
pedodonti: çocuk diş hekimliği
pedodontist: çocuk diş hekimi
pedontoloji : çocuk diş hekimliği
peeling: soyum, soyulma
pelvis: leğen, leğen kemiği
penetran: delici, içeri geçen, içeri giren
penetrans: gen etkinliği
penetrasyon: delip girme, içine işleme
pens: tutaç
pentaloji: beşli bozukluk
peptik: sindirimsel
per os: ağızdan
per(i)yod, per(i)yot: dönem; devir; aybaşı; süre
periyodik: süreli yayın
percent, persent: yüzde
percentage: yüzde oranı, yüzdelik
perforasyon: delinme
performans: verim; başarım; gösteri
perfüzyon: sıvı içitimi
peri-: çevresinde, yakınında
peri(y)ost: kemikzarı
perianal: anüs çevresi
perifer: çevre
periferal, periferik : çevresel, çevre(yle ilgili)
perinatal: doğum zamanıyla ilgili
peristaltik: sağınımsal
peristaltizm: sağınım, itici kasılım
periton: karınzarı
peritoneal: karınzarı(yla ilgili)
peritonit: karın zarı yangısı
perivasküler: damar çevresi(yle ilgili); damar çevresinde
periyodisite
perleş: dönemsellik
dudakkıyısı çatlağı
perlingual: dil yoluyla
permanen(t): kalıcı, sürekli
permeabilite: geçirgenlik
permeabl(e): geçirgen
pernazal: burun yoluyla
pernisiyö(z): kötücül, azılı
peroral: ağızdan, ağız yoluyla
peros: ağızdan
perpendiküler: dikey, dik
persantil, persentil: yüzdelik
perseküsyon: eziyet, zulüm, işkence
perseküte olmak: acı çektirmek
persepsiyon: algı; algılama
persistan: kalıcı; direngen
persistans: kalıcılık
personalite: kişilik
personel: çalışanlar
perspektif: bakış açısı, görüş açısı
perspirasyon: terleme
pertus(s)is: boğmaca
pes planus : düztaban
pes(s)imist(ik): kötümser
pestisit: böcekkıran
petit: küçük
pigment: renkveren
pik: doruk
pika: toprak yeme

pilot çalışma: ön çalışma, örnek uygulama
pilül: hapçık
pinositoz: hücresel içme
pireksi: ateş
pirojen(ik): ateş oluşturan, ateş yükseltici
pitoz(is): düşüklük
pituiter gland: hipofiz bezi
piyo- : irinli, irin ...
piyojen(ik): irinlenme yapan, irinyapan
placebo, plasebo : etkili özdeği bulunmayan, aldanca
plain film: düz film
plan: düzlem; tasar
planar: düzlemsel
planlamak: tasarlamak
plasenta: döleşi, eş
plaster: örtkal
plasti: onarım
platelet: trombosit, kan pulcuğu
plato: düzlük
plato konsantrasyonu: kararlı durum derişimi
plazma: kansıvı
pleksus:
pleomorfik: çokbiçimli
pleomorfizm: çokbiçimlilik
pletore: kan bolluğu; doluluk, bolluk
plevra: akciğer zarı
plevral: akciğer zarı(yla ilgili)
plika: kıvrım, büklüm
plika vokalis: sesteli
plonjan: dalan
plug: tıkaç
pneum-, pneumo- ; pneumato-: hava-, gaz- ; akciğer-
pnömoni: zatürre
-po(i)ez(is): ... oluşum(u)
pointer: göstergeç; imleç
poison: zehir
pol(l)usyon: kirlenme
polar: kutuplu, kutupsal
polarite: kutupsallık
polarizasyon: kutuplaşma
polemik: sert tartışma
polen: çiçek tozu
poli-: çok-; aşırı-
polidaktili: çokparmaklılık
polidipsi: aşırı su içme
polifaji: aşırı yeme
poliform: çokbiçimli
poligami: çokeşlilik
poligenik: çokgenli
polikistik: çokkesecikli
poliklinik:
polimer: çok parçalı birleşik
polimerizasyon: polimerleşme
polimorf: çokbiçimli
polimorfizm: çokbiçimlilik; çeşitlilik
polimorfonükleer: parçalı çekirdekli
polinükleer: çokçekirdekli
polio(miyelit): çocuk felci
polip: mukoza uru
polisitemi: alyuvar artımı
poliüri: çok işeme
polivalan: çokdeğerli(kli)
pollaküri: sık işeme
pomad, pomat: merhem
ponksiyon: delme

ponksiyon lomber: beldelimi
popliteal: diz ardı(yla ilgili)
popülasyon: topluluk, toplum
popüler: sevilen, gözde
por: gözenek
porsiyon: parça, kısım
port(a): kapı, giriş
portabl: taşınabilir, taşınır
portal: kapı(yla ilgili), giriş
portatif: taşınır, taşınabilir
portör: taşıyıcı
post-: ... sonrası
postefektif:
postenfeksiyöz: enfeksiyon sonrası
posterior: arka
posterolateral: arka-yan
posteromedian : arka-iç
postgraduate: mezuniyet sonrası
postload: ardyük
postmatür: geçdoğan
postmenopozal: yaşdönümü sonrası(yla ilgili)
postmenstrual: adet sonrası
postmortem: ölüm sonrası
postnatal: doğum sonrası
postop(eratif), postoperatuvar: ameliyat sonrası
postpartum: doğum sonrası
postprandial: yemek sonrası
postprosesing: işlem sonrası
postterm, post-term: geçdoğan
posttranskripsiyonel: yazılım sonrası
posttranslasyonel: çeviri sonrası
posttransplant: aktarım sonrası

postulat, postülat: önerme
postür: duruş
postvital: ölürölmez
posyon: şekerli içinti
potans, potens: güç; cinsel güç
potansiyel: gizil; gizilgüç; olası; gerilim
potent: güçlü, etkili
powder: toz
pozisyon: konum
pozisyonel: konumsal
pozisyonlamak: yerleştirmek
pozitif: olumlu; var
pozitifleşme: varolma, belirme
pozoloji: ölçübilim, düzebilim
pragmatik: yararcı
pragmatizm: yararcılık
pratik: uygulama, uygulamalı; kolay
pre-: ... öncesi
preadult: erişkin öncesi
prebiyotik: canlılık öncesi
prediksiyon: öngörü, öngörme
prediktif: öngörüsel
prediktif değer: öngörme değeri
prediktör: öngörücü
predispozan: zemin hazırlayan, yatkınlaştıran, eğilimli kılan
predispoze: yatkın, eğilimli
predispozisyon: yatkınlık
predominant: üstün, en üstün
preemptif: erken dönemde
pregnansi: gebelik
pregnant: gebe
preikterik: sarılık öncesi
preimplantasyon: yerleştirme öncesi

preklinik: klinik öncesi; belirtiler öncesi
prekordiyal: yürekönü(yle ilgili)
prekordiyum: yürekönü
prekürsör: öncül; ön madde
preliminar, preliminer: başlangıç, giriş
preload: önyük
prematür(e): erkendoğan
prematür(e) atım: erken atım
premenstrüel: aybaşı öncesi
premorbid: hastalık öncesi
prenatal: doğum öncesi
prensip: ilke
preoperatif: ameliyat öncesi
preparasyon: hazırlama
preparat: hazır ilaç; inceleme için hazırlanmış nesne
prepisyum: sünnet derisi
presipitasyon: çökelme
presipitat: çökelti, tortu
presipite etmek: çöktürmek
prestij: saygınlık
preterm: erkendoğan
pretransplant: aktarım öncesi
prevalan(t): yaygın
prevalans: yaygınlık
prevantoryum: önleyimevi
preventif: koruyucu, önleyici
prezentasyon: sunum; geliş (doğumda)
prezente etmek: sunmak
prezervatif: penis kılıfı, kaput; koruyucu
primer: ilk, başlangıç; birincil; başlıca, temel
primigravid: daha önce bir kez gebe kalmış
primipar: bir doğum yapmış
primitif: ilkel
primordi(y)al: taslaksal; ilkel
primordiyum: taslak (organ)
print: baskı
pro-: önce, önünde
pro re nata: gerekirse, duruma göre
prob(e): başlık; sonda, boru; tanımlayıcı (genetik)
proband: ilk hasta
probe etme: sondalama
problem: sorun
proçes, proses: süreç, işlem
prodrom: önbelirti, ön
prodromal: öncü, önbelirti(lerle ilgili)
pro-drug: ön-ilaç
prodüksiyon: üretim
prodüktif: verimli
prodüktivite: verimlilik
profesyonel: mesleki; uzman
profil: biçim; döküm; yandan görünüş
profilaksi : önkoruma, korunum, koruyucu sağaltım
profilaktik: önkoruyucu, korunmayla ilgili, önleyici
proforma fatura: teklif mektubu
progeni: soy
progenitör: ata; öncül
prognostik: önbilisel, öngörümsel, kestirimsel
prognoz : önbili, öngörüm, kestirim

program: izlence
progres: ilerleme; izlem
progres(s)if: ilerleyici
progresyon: ilerleme, gelişme
proje: tasarım
projeksiyon: çıkıntı; yansıtma; izdüşüm
projektil: fışkırır tarzda; fırlatılan
prokaryot: ilkel çekirdekli
proksimal: yakın, yakınsal
prolapsus : sarkma
proliferasyon: çoğalma
prolifere olmak: çoğalmak
prominensia: çıkıntı
promontorium: çıkıntı
promosyon: yükselme, ilerleme; tanıtım
promotor: kurucu, geliştiren
pron: yüzükoyun
proof: önbaskı
proofreading: sondüzeltme
proporsiyon: orantı
proporsiyone(l): orantılı
propositus: ilk hasta
propriyoseptif: derin duyusal
propriyoseptör: özdurum algıcı
prosedür: işlem
prosessus: çıkıntı
prospektif: ileriye dönük
prospektüs: tanıtmalık
prostrasyon: bitkinlik
proteksiyon: koruma, korunma
protez: takma
proto-: ilk-; tek-
prototip: ilkörnek
protokol: tutanak; yöntem; resmi davranış kuralları
prototip: ilkörnek, örnek
protrüde: çıkıntı oluşturmuş; dışarı uzanmış
protrüzyon: çıkıntı
provokasyon: uyarma, kışkırtma
provokatif, provokatör : kışkırtıcı
provoke etmek: kışkırtmak, uyarmak
pruf, proof: önbaskı, deneme basımı; dayanıklı
prürit(is): kaşıntı
psikanalist: ruh çözümleyici
psikanaliz: ruh çözümleme
psikiyatr(ist): ruh hekimi
psikiyatri: ruh sağlığı
psikiyatrik: ruh hekimliği(yle ilgili)
psikojen(ik): ruhsal kökenli
psikolojik: ruhsal
psikomotor: ruhdevinimsel; tindevinimsel
psikopat : ruh hastası
psikopati: ruh hastalığı
psikosomatik: ruhsal-bedensel
psikotrop: ruhsal etkin
psikoz: akıl hastalığı, çıldırı
psişik: ruhsal
psödartroz: yalancı eklem
psödo-: yalancı ...
psödogestasyon: yalancı gebelik
psödopod: yalancı ayak
psödotümör: yalancı ur
psöriazis: sedef hastalığı
puberte: ergenlik

pudra: toz
puerperal: lohusalık(la ilgili)
pulmoner: akciğer(le ilgili)
pulpa: öz, dişözü, parmak ucu
puls(us), pulsasyon, pulse : atım, vuru, nabız
pulse oksimetre: oksijenölçer
pulverizatör: püskürteç; tozpüskürtücü
punç, punch: delgeç, delgi
punktat: benekli, noktalı, noktasal
punktur(e): delme
pupil(la): gözbebeği
purgatif: sürgen, müshil
pü(y): irin
pür: arı, saf
pürifikasyon: arıtım, arılaştırım
pürtrefiye: kokuşmuş
pürülan: irinli
pürülans : irinlenim
püstül: irinli kabarcık, irinli sivilce
pütrefaksiyon: kokuşma, çürüme
püy: irin

 

© Beyinfelci Yasal Uyari   Tasarım : AEC Teknoloji