S
s(i)katris: yaraizi
s(i)katrisiyel: yaraizi(yle ilgili)
s(i)katrizan: yara kapayıcı
saber-sheath: kılıç kını
sabite: katsayı
sac, sak: kese; torba
sadist: elezer
sadizm: elezerlik
sadomazoşist: elözezer
sadomazoşizm: elözezerlik
sagital: ön-arka dikey
sakrifiye etmek: öldürmek
sakrum: kuyruksokumu kemiği
sakşın, suction: emme
saline: tuzlu çözelti
saliva: tükürük
salivasyon: tükürük salgılanması
salvaj, salvage: kurtarma
sampling, sempling : örnekleme
sanatoryum: sağaltımevi
sanitasyon : sağlık koruma, sağlık hizmeti
santral: merkez
santrifüj: ayrıştırım aygıtı
santrifüje etmek: ayrıştırmak
saplement: ek
saponifikasyon: sabunlaşma
saprofit, saprofitik: çürükçül
sarkastik:
sarkoid, sarkomatoid: sarkomsu
satellit(e): uydu
sature, satüre: doymuş, doygun
satürasyon: doygunluk, doyma
scatter: saçılma
screen(ing): tarama
sebore: aşırı yağlanma (deri)
seboreik: yağ salgısı(yla ilgili)
second look: ikinci değerlendirme
sedanter: oturgan
sedasyon: yatışma, yatıştırma
sedatif: yatıştırıcı
sedatize etmek: yatıştırmak
sedimanter: tortul
sediment: çökelti, tortu
sedimentasyon: çökelme, çökelim, çökeltme, tortulaşma
seeding: ekim, ekilme
sefalik: baş(la ilgili)
segment: bölüt, kesim
segmentasyon: bölütlenme, bölütleme
segregasyon: ayırma, ayrı tutma
seizure: nöbet
sekans: dizi, sıra
sekel: izik, hastalık kalıntısı, kalansorun
sekestr(um): ölükemik
sekestrasyon: ayrıklaşma, ayrıkalma
sekonder: ikincil
sekresyon: salgı; salgılama, salgılanma, salgılanım
sekreta: salgılar
sekrete etmek: salgılamak
sekreter: yazman, yazıcı
sekreterya: yazı işi; resmi kurul; yazman
seks: cinsiyet, cinsellik
seksi(y)o: açım(lı doğurtma)
seksiyon: bölüm
seksoloji: eşeybilim
seksüalite: eşeysellik, eşeylilik
seksüel: cinsel, eşeysel
sektör: kesim, bölge
seküriti, security: güvenlik
-sel: -keseleşimi; -şişmesi
sel(l)üler: hücresel, gözesel
seleksiyon: seçilim; seçme
selektivite: seçicilik
self assesment: kendini değerlendirme
self-limited, self limiting: kendini sınırlayan, kendisini kısıtlayan
self medikasyon: kendi kendini tedavi
self-care: özbakım
sella tursika, sella turcica: Türk eyeri
sembi(y)otik, simbi(y)otik: ortakyaşar; ortakyaşamsal
sembi(y)oz(is), simbi(y)oz(is): ortakyaşam
sembol: simge
sembolize etmek: simgeleştirmek
semen: ersuyu
semi-: yarı-, yarım-
semilunar: yarımaysı
seminal: ersıvısal, ersıvı(yla ilgili)
semipermeabl(e): yarıgeçirgen
semisirküler: yarım daire biçiminde
semiyoloji: belirtibilim
sempati: yakınlık, sevimlilk
sempatik: sevimli, cana yakın
sempozyum: tartışılı oturum
semptom: belirti
semptomatik: belirtili; belirti(yle ilgili)
semptomatoloji : belirtiler; belirtiler bilgisi
sendrom: belirgi
senil : yaşlılık(la ilgili)
senilite: yaşlılık
senkop: baygınlık
senkron(ize), senkronik:eşzamanlı
senkronizasyon: eşleme; eşzamanlama
sens: anlam; anlamlı; duyu
sensasyon: duyum
sensibıl: duyarlı
sensibilite : duyarlık
sensibilizasyon: duyarlama, duyarlanma
sensitif: duyarlı
sensitivite: duyarlık
sensitizasyon: duyarlama, duyarlanma
sensoriyel: duyumsal
sensör: algılayıcı, duyaç
sensörinöral: sinirduyusal
sensus: duyu
sentetik: yapay
sentez: yapım, bireşim
-sentez: -delimi
sentrifügasyon: ayrıştırma
sentromer: birincil boğum
separasyon: ayrılma, ayırma, ayırım
separatör: ayırıcı
septa: arabölmeler
septasyon: bölmelenme
septik: bulaşlı
septum: arabölme
serebellar: beyincik(le ilgili)
serebellum: beyincik
serebral konküzyon: beyin sarsıntısı
serebral korteks: beyin kabuğu
serebral: beyin(le ilgili)
serebrospinal: beyin-omurilik(le ilgili)
serebrum: beyin
seremoni: tören
seri: dizi; hızlı; art arda
seroloji: kansu incelemesi
serolojik: kansu(yla ilgili)
seröz: kansulu
seröz membran: kayganzar
sertifika: yeterlik belgesi
serum: kansu
servikal: boyun(la ilgili); dölyatağı boynu(yla ilgili)
servikal lordoz(is): ense çukuru, boyun yayı
serviks: boyun; dölyatağı boynu
servis: koğuş
sesil: sapsız
sestod: yassı solucan, şerit
set: takım
sezaryen, sezaryen sekşın (C/S): açımlı doğurtma
sfigmomanometre : kanbasıncıölçeri
sfinkter : büzgeç, büzgen (kas)
sibernayf, cyberknife: uzay bıçağı
sibling: kardeş
sickle cell anemi: orak hücreli kansızlık
sifiliz: frengi
sign: belirti, bulgu, im
significant: anlamlı, önemli
siklik: halkasal; döngüsel, çevrimsel
siklus: çevrim, döngü
sil(i), silia: kirpik, kirpikler
simbiyoz(is): ortakyaşam
simetri: bakışım
simetrik: bakışımlı
simple: yalın, basit
simülasyon: benzetim
simültane: anında, eşzamanlı
sin-: bitişik, yapışık, kaynaşık
sinaps: kavşak
sinapsis: eşleşme
sinartroz: oynamaz eklem
sindaktili: yapışık parmaklılık
sinerji: eşetkinlik, görevdeşlik
sinerjik: eşetkin, görevdeş
sinestezi: duyum ikiliği
sineşi: yapışıklık, yapışma
sinister, sinistra: sol, soldaki
sinovi(y)a: oynak sıvısı, eklem sıvısı
sinovi(y)al membran: oynakzarı, eklemzarı
sintilasyon: parıldama
sinüs: boşluk
sinyal: im, işaret
sirkadiyen ritm: günlük dizem
sirkumsizyon: sünnet
sirkülasyon: dolaşım
sirküler: çembersel; duyum
sirop: şekerli sıvı ilaç
-sis: ... hastalığı
sistem: dizge
sistematik: sistemli, dizgesel
sistemik: dizgesel, yaygın, tümsel
sistern: sarnıç
-sit: -göze(si)
sitasyon: kaynak gösterimi, atıf
site (sayte) etmek: kaynak göstermek
sitogenetik: göze kalıtımbilim; göze kalıtımbilim(le ilgili)
sitogenez: göze oluşumu
sitoloji: gözebilim, hücrebilim
sitoplazma:göze sıvısı, hücre sıvısı
sitostatik: hücre durdurucu, göze durdurucu
sitotoksik: hücre zararlı, göze zararlı
siyanoz: morarma
skabies: uyuz
skala: dizi, sıra; yelpaze; gösterge çizelgesi; ölçek
skalp: kafa derisi, saçlı deri
skapula: kürekkemiği
skar: yaraizi; nedbe
skarlatin(a): kızıl
skarlatiniform: kızılımsı
sken(ing), scanning: tarama
skenır, scanner: tarayıcı
skenogram: kılavuz görüntü
skip: atlama; sıçrama
skleroz(is): sertleşme, sertlik
sklerozan: sertleşimli; sertleştiren
skolyoz: omurga eğriliği, yaneğrilik
skor: puan, değer
skorlama: puanlama, değerlendirme
skotom: görme boşluğu, kör bölge
skuam: kepek
skuamoz, skuamöz: kepekli; yassı
slayt: saydam; cam
slayt görüntüsü: yansı
slice: kesit
slow release, SR: yavaş salıveren
smear, smir: yayma
sofistik(e): karmaşık, ayrıntılı; deneyimli
software: yazılım
solid: katı, tıkız
soliter : tek
solubilite: çözünürlük
solubl(e): çözünür
solüsyon: çözelti, eriyik
solüt: çözünen
solvent: çözücü
somatik: bedensel
somnambül: uyurgezer
somnambülizm: uyurgezerlik
somnipati: uyku bozukluğu
somnolans : uyuklama
somnus: uyku
sonda: boru, dalgı
sosyal: toplumsal
sosyalizasyon: toplumsallaştırma; toplumsallaşma
sosyoloji: toplumbilim
sömester: yarıyıl
sörfeys, surfeys, surface : yüzey
spastik: aşırıkasılımlı, süreklikasılımlı, kasınık
spastisite : aşırıkasılım, sürekli kasılım
spatial: uzaysal
spatül(a):
spazm: kasılım
spazmodik: kasılımlı
spazmolitik: kasılım çözen
spazmoliz: kasılım çözülmesi
species, spesies: tür, türler
spektrum: yelpaze
spekulum: gözgü, ayna
spekülasyon: kurgu; dayanaksız görüş
spekülatif: kurgusal
speküle etmek: kurgulamak
sperm: ergöze
spermatik kord: ersuyu borusu
spermatozoa, spermatozoon, spermatozoit: ergöze
spesifik: özgül; özgü
spesifik gravite: özgül ağırlık
spesifikasyon: ayrıntılarıyla tanımlama
spesifiye olmak: özgülleşmek, özelleşmek
spesivite: özgüllük
spesiyal: özel
spesiyalite: özellik
spesiyalizasyon: uzmanlaşma, özelleşme
spesmen, speysmen: örnek
spikül: iğnemsi
spina bifida: ayrık omurga
spinal: omurga(yla ilgili)
spinal kord: omurilik
spindıl, spindle: iğsi
spinöz: dikensi;
spiral: sarmal; dölyatağı içi araç
splanknik:
splenektomi: dalak çıkarımı
splenik: dalak(la ilgili)
splenomegali: dalak büyümesi, dalak büyüklüğü
splint: süyek, sabitleme sargısı
split: yarık
spondiloz: omur kaynaşması; omuryozlaşması
spongiyöz: süngerimsi
sponsor: destekçi
sponsorluk: destekçilik
spontan: kendiliğinden
sporadik: tek tük
spot: nokta; benek; leke
spotted: benekli
spray, sprey: püskürtme; serpinti
sputum: balgam
stabil angina (pektoris): kararlı göğüs ağrısı
stabil: kararlı, dengeli; durağan
stabilite: kararlılık, denge
staff: çalışan, çalışanlar (sürekli)
stage: evre
staghorn: geyikboynuzu
staging: evreleme
stain: boya
staining: boyama
standardize etmek: örnekölçüye ayarlamak, ölçünlemek
standart: örnekölçü, ölçün
stapez: üzengi
star: yıldız
starvasyon: açlık
start: başlama, çıkış
stasyoner: durağan, devinimsiz
statement: deyim; tümce; belge
statik: durağan
-statik: ... durduran
statü: durum, mevki; toplumsal durum
statüko: süregelen durum
staz: yavaşlama; göllenme
-staz (son ek): ... durması, ... durgunluğu
steatore: yağlı dışkı, yağlı sürgün
steatoz: yağlanma (iç organlarda)
stenoz: darlık
step: basamak, adım
stepkak: musluk
steril: kısır; arınık, arınmış
sterilite: kısırlık; arınım
sterilizasyon: kısırlaştırma; arındırma
sterilizatör: arındırıcı
sterilize etmek: kısırlaştırmak, arındırmak
sternum: göğüs kemiği
stetoskop: dinleme aygıtı
steyçleme, stageleme: evreleme
stick, stik: çubuk, şerit
stil: biçem
stile(t): kılavuz tel
stillborn: ölüdoğan
stimulus, stimülüs: uyarı
stimülan: uyarıcı
stimülasyon: uyarım
stimülatör: uyarıcı
stimüle: uyarılmış
stoma: ağız
-stomi: ... ağızlaştırmak
stoplamak: son vermek, durdurmak
storage pool: yığım havuzu
strabismus: şaşılık
strain: soy; zorlanma
strateji: anayöntem
stratejik: elverişli, uygun
stratifikasyon: çokkatlılaşma; katmanlaşma
stratum: katman
streç: germe, gerilme
stres: gerilim, ruhsal gerginlik, baskı
stri(y)a: çizgi; deri çatlağı
striasyon: çizgilenme; çizgililik
stridor: ıslık sesi, ötme sesi, üflük
striktür: daralma
strip: şerit
strok(e): inme, felç
stroma: destekdoku
struma: guatr
strüktür: yapı
strüktürel: yapısal
study: çalışma
stump: güdük
stupor: yarıbilinçlilik, uyuşukluk, uyuklama
stutter: kekeme, kekemelik
sub-: -altı
subakut: yeğinaltı
subfebril: hafif ateşli
subject: konu; birey
subjektif: öznel
subklinik: belirtisiz
subkostal: kaburga altı
subkütan: derialtı
sublimasyon: yüceltme; arıtma; uçunma, uçunum
sublingual: dilaltı
submandibular: çenealtı
suboksipital: başardıaltı
substantia: doku
substitüsyon: değişim, yerini alma
substrat: etkilenen madde
subtip: altörnek, alt tip
subtotal: tüme yakın
subtraksiyon: çıkarma
subünit(e): altbirim
successive: ardışık
suction, sakşın: emme
sudden infant death: ani bebek ölümü
sufl(e): üfürüm
suggest: önermek
suicide: özkıyım
suitable: uygun
sulkus: oluk
sumasyon: yığışma
sunburn: güneş yanığı
sunstroke: güneş çarpması
sup(p)ortif: destekleyici
superior: üst, üstünde; üstün
supin: sırtüstü
suplamenter: bütünleyici, ek
suplement: ek
suplementasyon: ek, destek
suplemente etmek: eklemek, desteklemek
supply: sağlantı
support: destek
supra-: ... üstü
suprafizyolojik: fizyolojik dozun üstünde
supres(s)e: baskılanmış
supres(s)ibl(e): baskılanabilen
supres(s)ör: baskılayıcı
supresyon: baskılama
sur-: aşırı-, ötesinde
surface: yüzey
surfaktan: yüzeyetkin özdek
surgeon: cerrah
surrogate: taşıyıcı (anne); yerini tutan
survey: araştırma; sormaca
survi(val): sağkalım
sustained release: sürekli salıveren
suş: köken, kök, soy
süje: denek
süperalimentasyon: aşırı besleme
süperego: üstbenlik
süpereksitasyon: aşırı uyarma, aşırı uyarılma
süperenfeksiyon: yinelbulaş; üstüne eklenen bulaş
süperfisyal: yüzeyel, yüzeysel
süpernatan: üstte kalan, yüzen
süperpoze: üst üste gelmiş, üstüne eklenmiş
süperpoze olmak: üst üste gelmek, üstüne eklenmek
süpervayzır, supervisör : üstdenetmen
süpervizyon : üstdenetim
süpürasyon: irinleşim, irinlenme
süpüratif: irin yapan; irinleşimli
süpüre: irinli
süralimentasyon: aşırı besleme
süreksite: aşırı uyarılmış
sürmenaj: aşırı yorgunluk, bitkinlik
sürrenal: böbreküstü
sürveyans: belirleme, izlem ve denetleme
sürvi: sağkalım; tarama, araştırma
süspansiyon: asıltı; askılama
sütür atmak : dikmek
sütür: dikiş
Ş
şaft: gövde
şans: olasılık
şant: yangeçit
şape kostale: tespih tanesi (kaburga)
şaperon:
şarj: yükleme; yük
şelasyon: bağlanma, kıskaçlama
şelat: bağ; kıskaç
şık: seçenek
şema: çizem
şift: kayma, yer değiştirme; vardiya
şizofreni:
şok: sarsıntı, sarsı;
şok(e) olmak: şaşkına dönmek, şaşırmak
şoka girmek:
şov, show: gösteri
ştamp (stump): güdük