. Islaklık

Islaklık, sıklıkla idrar ya da dışkı kaçırma, terleme ya da yara akıntısına bağlı olduğu gibi, dökülmüş yiyecek ve içecek ya da diğer sıvılardan da kaynaklanabilir. Hangi kaynaktan olursa olsun ıslaklık deri bütünlüğünü zayıflatarak yumuşama ve bozulmaya (maserasyon) neden olur ve basıncın yarattığı zarara karşı duyarlılığı, dolayısıyla yara oluşumuna yatkınlığı arttırır.

İdrar ve dışkı kaçıran (inkontinan) hastalar özellikle risk altındadırlar. Bu nedenle altına kaçıran hastaların ıslak kalmamalarını sağlayacak önlemleri almak yara oluşumunu önlemek için çok önemlidir.

Hareketsiz hastalarda, tuvalete düzenli götürülemedikleri için altına kaçırma görülebilir. Fiziksel tespit, bilinç bulanıklığı, idrar söktürücü ilaç kullanımı da idrar ve dışkı kaçırmayı artırabilirler.

İdrar kaçırma durumu yeni oluşmuşsa, nedenleri ve olası tedavi yolları araştırılmalıdır. Neden basit bir idrar yolu enfeksiyonundan ağır nörolojik hasara kadar uzanan geniş bir yelpaze içinde bulunabilir. İdrar yolu enfeksiyonlarında hastanın yanma ve sızlama şeklinde yakınmaları olur. Bu durum basit bir idrar tahlili ile saptanabilir ve tedavi edilerek sorun çözülebilir.

İdrar tutamama, hasta her 2 saatte bir tuvalete götürülerek ve sıvı alımı takip edilerek de çözümlenebilir.

Hastanın idrar kaçırması engellenemiyorsa emici pedler (hazır hasta bezleri) kullanılmalı, sık değiştirilerek altı temiz ve kuru halde tutulmalıdır. İdrarını kaçıran erkeklere prezervatif sondası takılması yarar sağlar. İdrarını yapamayanlara ise idrar sondası takılmalıdır. İdrar sondasının aralıklı olarak takılması yani takılıp idrar boşaltıldıktan sonra geri çekilmesi daha doğrudur. "Aralıklı olarak sonda kullanımı" denilen bu yöntem sanıldığından daha kolay uygulanabilen ve daha çok işe yarayan bir yöntemdir. Kalıcı sondanın yaratacağı enfeksiyon ve yaralanma gibi riskleri daha az olduğundan, gerekliyse mutlaka öğrenilip uygulanması önerilir.

Dışkı kaçırma yarattığı ıslaklığın dışında yaraya bulaşma sonucu enfeksiyona neden olabilir. Dışkı kaçırma nedenleri araştırılmalı ve mümkünse tedavi edilmelidir. Sulu dışkılama kaçırma nedeni olabilir. Bu durum kullanılan ilaçlar veya beslenme şeklinden kaynaklanabilir. Dışkının kıvamını artırmak için lifli besinlerin seçilmesi ya da olağan beslenmeye ilave olarak lifli mamalar verilmesi yarar sağlayabilir.

Yeni ortaya çıkan bir dışkı kaçırma durumunun nedeni kabızlık sonucu oluşan bir tıkacın bağırsak boşalmasını engellemesi olabilir. Bu tıkaç yüzünden boşalamayan ve zorlanan dışkı çıkışı, tıkacın yanlarından sızdırma şekline dönüşmüş olabilir.

Dışkı kaçırma demans nedeniyle oluşmuş ise tedavisi zordur. Bu durumda düzenli tuvalete gitme ve diyete lif eklenmesi ile daha katı dışkılama oluşturulması denenebilir.

Tedavi edilemeyen ve engellenemeyen durumlarda hasta bezi kullanılması gerekir.

Cildin ıslak kalması kadar kurumaması da önemlidir. Nemlendiricilerle cildin kuruluğu azaltılmalıdır.

Cildi temizlemek veya dezenfekte etmek için tahriş edici antiseptikler kullanılmaktan (hidrojen peroxide, diğer kimyasal maddeler gibi) kaçınılmalıdır. Nötr sabun ya da cilt pH'ına uygun sabun kullanılmalıdır. Sıradan bir sabun yerine ılık su veya isotonik solüsyon kullanılabilir. Hasta temizlenir ve yıkanırken nazik olunmalı, cilt ovulup zedelenmemelidir.

. Beslenme

Yeterli miktarda ve doğru beslenme yara oluşumunun önlenmesinde olduğu kadar oluşmuş yaranın iyileşmesinde de oldukça önemlidir. Hastanın ilk değerlendirilmesi yapıldıktan sonra beslenme durumu değerlendirilmelidir. Altta yatan şeker, kalp, böbrek hastalıkları, yüksek kan yağları, enfeksiyon gibi sorunlar bulunmuyorsa ve hasta ağızdan normal beslenebiliyorsa, yaşına, kilosuna, genel durumuna uygun olacak şekilde, gerektiğinde bir diyetisyen yardımı alınarak beslenme düzenlenmelidir. Bu hastalarda günlük beslenme programı yapılmalı ve verilen besinler kaydedilmelidir.

Vücudun yaralanmaya veya hastalığa karşı olan tepkisini ve iyileşmeyi desteklemek için yeterli enerji ve protein içeren dengeli bir beslenme gereklidir.

Bası yarası olan hastalarda protein alımının artırılması önemlidir. Özellikle çok akıntılı yaraları olan hastalarda, bu yara yüzeylerinden oluşan kayıplar nedeniyle beslenme bozukluğu ve protein eksikliği mevcuttur. Vücut proteinlerinin azalması sonucunda ciddi sorunlar oluşur, kan sıvısı damar dışına çıkarak ödem denilen şişmeler gelişir. Ödemli doku daha kolay yaralanır. Protein kaybı aynı zamanda vücudun bağışıklık mekanizmalarının da bozulmasına neden olur. Bunlara bağlı olarak da protein azalması ve kansızlık durumlarında yara oluşması kolaylaşır, iyileşmesi ise zorlaşır.

Vücudun ihtiyacı olan enerji üç temel besin grubu tarafından karşılanır. Karbonhidratlar, proteinler ve yağlar. Enerji ihtiyacının bu üç grup tarafından dengeli ve yeterli sağlanması ile alınan proteinler vücutta yapı taşları olarak kullanılırlar. Alınan kalori miktarı düştüğünde ise, proteinler enerji kaynağı olarak kullanılacağından, yalnızca protein alımının artırılması yara iyileşmesi için tek başına yeterli değildir.

Yeterli kalorisi verilmeyen hastalar yalnızca yağ dokusundan değil, aynı zamanda tüm vücut kitlesinden kilo kaybederler. Dolaşımdaki proteinlerin azalması (örneğin: pre albumin, albumin, transferrin v.b.) bu kilo kaybına eşlik eder. Oysaki normal yara iyileşmesinin devam edebilmesi için serum albumin düzeylerinin en az 2 gr/dl olması gereklidir. Kilo kaybı ve serum proteinlerinin azalması bası yarası riskini de artırır.

Yara oluşmasını önlemek ve iyileşmesini kolaylaştırmak için protein ve minerallerin yanı sıra yeterli kaloriyi vermek çok büyük önemtaşır. Ek bir patolojinin bulunmadığı durumlarda kilogram başına 25 - 35 kilo kalorilik ve 1,5 - 2 gr proteinlik diyet uygundur.

Hastayı yetersiz beslemek kadar gereğinden fazla beslemek de doğru değildir. Bu durumda hastanın vücut ağırlığının artması beraberinde getireceği diğer hastalık risklerinin yanı sıra basıncı artırarak, hareket yeteneğini kısıtlayarak ve pozisyon verilmesini zorlaştırarak bası yarası oluşma riskine katkıda bulunacaktır.

Yara iyileşmesinde vitamin ve minerallerin de önemli rolü bulunmaktadır. A ve C vitaminleri, çinko, kalsiyum, demir ve bakır elementlerinin birçok durumda diyete eklenmesi uygun bir yaklaşımdır. Aynı zamanda lifli besinlerin diyete eklenmesi bağırsakta posa oluşturarak kabızlık ve ishali önlemesi yönünden oldukça önemlidir.

Yeterli miktarda besin alımının yanı sıra sıvı alımı da çok önemlidir. Su insan yaşamı açısından vazgeçilmesi olanaksız bir besleyici maddedir ve diğer besin maddeleri gibi diyetle alınmalıdır. Hastalara yeterli miktarda sıvı verilmesi önemlidir. Kişinin sıvı dengesi vücuda alınan ve vücuttan atılan sıvı miktarları eşit olduğu zaman idealdir. İdrar ve dışkıdaki sıvıyla, terleme ve akciğerlerden buharlaşma yolu ile kaybolan, ölçülmesi olanaksız sıvı, sıvıların normal olarak vücuttan atılma yollarıdır. Bu kaybolan sıvının yerine konması gerekmektedir. Özellikle yaşlılar ve çocuklarda susuz kalma (dehidratasyon) riskinin yüksek olması nedeniyle kaybettikleri sıvının günlük sıvı ihtiyaçlarının vakit geçirmeden sağlanması gerekir.

Genel bir kural olarak alınan her kilo kalori için 1 ml (ya da vücut ağırlığına göre günde 30 ml/kg) su alınmalıdır. Su ve evde tüketilen içecekler genellikle sıvı ihtiyacını karşılamak açısından yeterlidir.

Hasta ağızdan yeterli gıda alamıyorsa beslenme tüpü ile gavaj diyeti ya da piyasada bulunan hazır formüllü mamalar verilebilir. Bu beslenmenin yetersiz kaldığı ya da olanaksız olduğu durumlarda damar yolundan beslenme uygulanmalıdır. Bu durumun yol açabileceği sorunlar akılda tutulmalı ve hasta iyi izlenmelidir.

Yaraların sınıflandırılması Bası yarasının sınıflandırılması ya da evrelendirilmesi doku hasarının derecesine göre yapılır. Birçok sınıflandırma varsa da, bası yaraları 4 aşamada değerlendirilir.

Evre 1: Bası Yarası

Cilt bütünlüğü korunmuş bastırmakla solmayan, kalıcı pembe veya kırmızı alan (kızarıklık) mevcuttur. Yara hafif bir güneş yanığı görünümünde olabilir. Etkilenen cilt hassas ağrılı veya kaşıntılı olabilir, ısı artışı görülebilir. Dokunmakla süngerimsi veya sert olabilir. Yara yüzeyseldir ve basınç ortadan kalktığında kendiliğinden iyileşebilir.

Evre 1 bası yarası problemin ilk göstergesidir. Önleme yönelik harekete geçmek için uyarıdır. Nedenlerin tanınması ve düzeltilmesi için gerekli adımların atılmasıyla kendiliğinden iyileşebilir.

Evre 2: Bası Yarası

Bu evrede cilt parçalanmaya, bütünlüğü bozulmaya başlar. Kısmi kalınlıkta cilt kaybı mevcuttur. Yara sıyrık, kabarcık, aşınma veya sığ krater şeklindedir. Yara etrafındaki doku soluk, kızarık veya mor renk değişimleri gösterebilir. Biraz ödem veya akıntı olabilir. Yara artık yüzeysel değildir ve cildin tüm kalınlığına uzanmayan yara şeklindedir.

Yaranın evre 2'ye ilerlemesi Evre 1 bası yarasının zamanında fark edilmediğinin ve uygun önlemlerin alınmadığının göstergesidir. Bu evredeki yaralar genellikle başarıyla tedavi edilebilirler.

Evre 3: Bası Yarası

Cilt bütünlüğü tamamen bozulmuştur. Bası yarası derinin bütün katmanlarını tutmuş yani derinleşmiştir. Yara ülserleşmiş derin bir krater şeklini almıştır. Cilt ve cilt altı dokularda adele fasyasının altına inmeyen tam bir kayıp mevcuttur. Bası yarası derinleşmiştir ve iyileşmesi çok zordur. Bu evrede hastaların büyük çoğunluğunda aylarca süren tedavi süresi gerekir. Yara artık ciddi enfeksiyonların oluşması için birincil bir odak haline gelmiştir.

Evre 3 yarası bakılmazsa çok hızlı ilerler. İyileşmeyi hızlandırmak, enfeksiyonu önlemek ve tedavi etmek için profesyonel yardım gerekir.

Evre 4: Bası Yarası

Görünümü 3. dereceye benzeyebilir. Oysa ölü doku miktarı ve yaranın derinliği daha fazladır. Yaranın derinliği altındaki dokuların durumuna göre kas, kemik, eklem aralığı gibi dokulara ulaşacak ve onları da hasara uğratacak kadar fazladır. Bu aşamadaki bir yara, genellikle derin ve açık bir yara şeklindeyse de, nadiren üzeri örtülü bir "kavite" şeklinde olabilir. Bu derin yarada "eskar" denen siyahlaşmış doku bulunabilir. Derinin üzerinde görünen bir fistül ağzından salgılar akıyor olabilir. Bu durumda etkilenmenin ne kadar derinlere ulaştığı anlaşılamayabilir. Bu evreye ulaşan bir yaranın iyileşmesi çok zordur. Yara ciddidir ve hayatı tehdit eden enfeksiyonlara neden olabilir. Tedavi genellikle cerrahidir. İyileşmesi çok zordur ve deneyimli medikal yara bakımı gerekir.

Yara enfeksiyonları

Bütünlüğü bozulmuş cilt bakteriler için öncelikli bir hedef alanı oluşturduğundan bası yaraları enfeksiyonlara çok açıktır. Yaraya idrar ve dışkı bulaşması enfeksiyonu daha da kolaylaştırır. Bası yarasında enfeksiyon belirtileri, yaradan cerahatli akıntı, kötü koku ve hassasiyet olması, çevreleyen ciltte ısı ve kızarıklık artması ve hastanın ateşinin bulunmasıdır.

Bakteriler dışardan bulaşma sonucu bası yarasında enfeksiyon oluşturmalarının yanı sıra vücudun başka bir yerindeki enfeksiyon nedeniyle doğrudan kana karışıp dolaşım yoluyla yaraya ulaşıp bası altındaki ölü dokulara yerleşerek enfeksiyon yapabilirler. Bası yarası olan hastalarda sıklıkla idrar yolları ya da solunum yolu enfeksiyonu da bulunabileceğinden, bu enfeksiyonların da uygun ilaçlarla tedavi edilmeleri bu nedenle çok önemlidir.

Yaranın enfekte olma olasılığı her zaman mümkündür. Bu enfeksiyon yaşamı tehdit edebilir.

Sonuç

Bası yaraları oluşmadan önlenebilir. Önlemenin yolu iyi bir bakımdan geçer. Bu konuda herkese görev düşmektedir. Açılan bir yara sadece hastanın acı çekmesine ve zarar görmesine neden olmaz. Ailesini, bakıcısını, hemşiresini, doktorunu ve hatta bütün toplumu ilgilendiren maddi ve manevi bir sorun oluşturur. Bası yarasını önlemek olması gereken en insancıl ve en ucuz yaklaşımdır.

1   2

© Beyinfelci Yasal Uyari   Tasarım : AEC Teknoloji